Söyle bakalım özlem nedir?Yaşadın mı hiç ayrılık acısını?
Tanıdın mı ayrılık odunu yüreklerine hapsedenleri?
Yola koyuldular günlerden bir gün, arkalarına dönüp bakma fırsatını bulamadan.Dağları, bayırları, gölleri, ovaları aştılar.Çocukluklarını tarihe emanet edip yola çıktıklarında o yakıcı özlem yüreklerine mıh gibi çakılmıştı, çoktan.1924 yılının 13 Temmuz'unda başlayan Kurban Bayramı'nı sevince hüznü katık ederek Ege’nin karaşın sularında seyreden köhne gemide yaşadılar.Ki onlar çoktular.
Yanya’da, adı bugün Asopiou olan sokaktaki iki katlı evde 1 Mayıs 1914 tarihinde doğan Lütfü Karadağ, Yanya’daki Ziraat Bankası’nın son müdürü Süleyman Bey’in oğlu.
Bugün
belki de tüm Yanya mübadilleri arasında yaşça en kıdemli son tanık olan
Karadağ,
99. yaşına basışını geçen sene nisan ayında doğduğu evde ve doğduğu odada kutladı.
O,
30 Ocak 1923 tarihinde Lozan’da Yunanistan’la imzalanan mübadele sözleşmesinin
90 yıllık serüveninin ilk on yılını “vatan”nında, 80 yılını Türkiye’de yaşadı.
Ve
işte başlıyor şimdi hâlâ dinmeyen Yanya özlemini yüreğinin derinliklerinde
kutsal emanet gibi saklayan, sık sık ana dili Yunancayla “Yanya, patrida mu”
(*) diyen emekli TCDD müfettişi Lütfü Karadağ’ın anlattıkları dile gelmeye:
Haber gelince
"Dedelerimin de,
babamın da doğduğu iki katlı, çok odalı bir
evde doğmuşum. Biz Yanya’nın çok varlıklı ailesiydik. Evimizin bahçesinde üçü benden
büyük beş kardeş vakit geçiriyorduk. Sokakta oynamak diye bir şey yoktu. Babam
aynı zamanda Dragopsa Köyü’nün sahibiydi. Köy halkı araziyi işletir, elde
ettikleri ürün ve gelirin yarısını babamla paylaşırdı. Yunan ordusu İzmir’i
işgal edince işler değişti. Köyün arazisini kullananlardan para ve ürün gelmez
oldu. Ve ailemiz zor günler yaşamaya başladı.”
Hayat zordu Yanya’da.
Günlerden
bir gün Süleyman Bey canı sıkkın gelir eve ve bir çırpıda anlatıverir can
sıkkınlığını eşine ve çocuklarına.
Ve
ekler:
“Türkiye’deki Rumlar
da buraya gelecek...”
O
günleri belleğinde dün yaşanmış gibi saklayan Lütfü Karadağ anlatıyor:
“Yanya’dan
ayrılmadan önce Karadeniz’den muhacirler geldi. Aradan üç beş ay geçti. Babam
bir gün Preveze Limanı’na gemi geleceğini ve bizi Türkiye’ye götüreceğini
söyledi. Hazırlıklara başladık. Yanımıza sadece giyim eşyası, yatak yorgan
aldık. At arabaları ve kamyonlarla Yanya’dan Preveze’ye bir günde gittik. Babam
mübadele komisyonda görevliydi. Bizi Pendik’e götürecek Sulh gemisine bindik. Yolculuk çok çetin
geçti. 17 Temmuz 1924 tarihinde öğleden
sonra Tuzla Tahaffuzhanesi’ne indik. Yıkanıp paklandıktan sonra geceyi tahaffuzhanenin
bahçesinde geçirdik. Ertesi gün yine
aynı gemiyle Pendik’e geldik. Kıyıya sandallarla çıktık. Evlerimiz daha önceden
belirlenmişti. Bize verilen ev iskeleyle istasyon arasındaki caddenin ortasında
bir evdi.”
Yanya’da çekilmiş tarihi fotoğraf. Fotoğrafın
arkasında “İftirak (Ayrılık), 3 Haziran 1340 (1924) yazıyor. Fotoğraftaki
kişiler şunlar: Ayaktakiler Soldan birinci Abdullah Küçükali, ikinci Eşref
Efendi, üçüncü Pertev Efendi, dördüncü Abdülkerim Gaba, beşinci Sadıkpaşazadelerden bir kişi, altıncı
Sadettin Efendi, yedinci Yanya Ziraat Bankası’nın son müdürü Süleyman Karadağ
(Lütfü Karadağ’ın babası), onuncu diş hekimi Yahya Renda. Oturanlar: Soldan
birinci Sadettin Efendi, ikinci Nakşibendi Şeyhi Kutbeddin Efendi, üçüncü
mübadele komisyonun gözlemcisi İtalyan, dördüncü Yanya Müftüsü Fuat Mustafa
(Arnavut uyruğuna geçerek Yanya’da kaldı)
beşinci mübadele komisyonun gözlemcisi İtalyan.
Ekonomik Sıkıntı
Ertesi gün.
Karadağ Ailesi’nin
Pendik’teki ilk günü.
Lütfü Bey
anlatmaya devam ediyor:
“Biz beş kardeş
bir de annem, babam gemiden çıkışları kontrol ettiği için gelmemişti, altı kişi
ailemize tahsis edilen eve gittik. Kapının önünde bir kadın oturuyordu. Bizi
görünce ayağa kalktı, evin anahtarını ağlayarak verdi. Beş gün sonra da ev
sahibi Rum aile eşikleri öperek Pendik’i terk etti.”
Karadağ Ailesi’ni
Pendik’te bekleyen ekonomik sıkıntıydı.
Onlar bu sıkıntıyı
da yaşadılar.
Nasılını nedenini
Karadağ anlatıyor:
“Yanya’da
varlıklıydık ama Pendik’e geldik, iş güç yok. Fırın var, ekmek var alacak para
yok. Babam İzmir’de oturan amcasının oğlu Albay Nazir Bey’e gitti. Orada dört
yıl çalıştı. Beş kardeş ve annem,
babamın gönderdiği 30 lira aylıkla idare ettik. Ancak rahatsızlanıp dönünce maaş
kesildi. Bu yüzden çok sıkıntı çektik. Liseye giderken ablamın ceketini giydim.
Haydarpaşa Lisesi’nde okurken Yıldız Teknik Okulu kuruldu. İmtihanına girip
lise mezunlarıyla o okula gitmeye başladım. 1938 yılında babam ölünce okulu
bırakıp işe girdim. Yıllarca TCDD’de çalıştıktan sonra müfettiş olarak emekli
oldum.”
………
Bir Kurban Bayramı’nda babasıyla Kaleiçi’ndeki Aslanpaşa Camii’ne namaza gidişini ve ilk kez
o zaman gördüğü Yanya Gölü’nü hiç unutamayan Lütfü Karadağ 69 yıl oraları bir
daha görebilmek umuduyla yaşamış.
Yıllar yılları
kovalarken sık sık “Yanya, patrida mu.”
diye özlemini dile getiren Karadağ’ın bu özlemi 1980’li yıllarda televizyonda
seyrettiği Balkanlarla ilgili bir belgeselde Aslanpaşa Camii’ni görünce katlanarak
artmış.
Sabırla beklemiş
ana kucağı, baba ocağı Yanya’yı göreceği günleri Lütfü Bey.
Yanya’ya Kavuşmak
69 özlem yılından
sonra ilk kez 1993 yılında eşi ve büyük kızıyla Yanya’ya giden Karadağ 2002’de
de küçük kızıyla gitti Yanya’ya.
İlk iki gidişinde
doğduğu evi dışından görmekle yetinen ve o günlerden sonra “Tanrım ölmeden
önce evimin içini bir gezeyim.” duasıyla sekiz yıl geçiren Karadağ 2010
yılında yalnız, 2012 yılında da yine küçük kızı oğlu ve geliniyle gittiğinde
iki kez kavuştu isteğine.
Onunla uzun bir
zaman diliminde, İstanbul’da başladığım röportajlar Yanya’da da devam etti.
“Bilge Mübadil” Karadağ’ın
son iki Yanya yolculuğuna ben de tanık oldum.
Karadağ, üçüncü
gidişinde evinin sokağına adım attığında
önce ağır adımlarla bahçe kapısına yöneldi. Kapıyı okşayıp hâlâ yerinde duran
tokmakları öptükten sonra bugün Yunanistan Kültür Bakanlığı Yeni Eserler
Merkezi olarak kullanılan eve girdi ve doğduğu odayı buldu.
86
özlem yılında sonra kavuştuğu evden ayrılırken ona neler hissetiğini sordum.
Yanıtı
çok kısa oldu:
“Hissettiklerim anlatılamaz. Yaşamak lazım.
Yaşadıklarım bana kalsın.”
Ve dördüncü kez
Yanya.
22 Nisan 2012 tarihinde Lozan Mübadilleri Vakfı’nın
düzenlediği yolculukta ata topraklarına bir kez daha ayak basan Karadağ o günü çocukluk kentinin havasını
soluyarak geçirdi, kale içini ve Fethiye
Camii’ni gezdi, Aslanpaşa Camii’ni yeniden gördü.
Bu arada kentin bağımsız Belediye Başkanı Filippos
Filios vakıf yöneticileriyle birlikte kendisini de kabul ettti.
İşte böyle
“Bilge mübadil” Lütfü Karadağ anlattı, ben yazdım.
Düşülen tarihe
nottur.
………..
(*)
Vatanım,memleketim Yanya.
(FOTOĞRAF ve RÖPORTAJ:İskender Özsoy)
Tuzla’da 90. Yıl Etkinlikleri
Türkiye ile
Yunanistan arasında 30 Ocak 1923 tarihinde Lozan’da imzalanan “Yunan ve Türk
Ahalinin Mübadelesine İlişkin Sözleşme ve Protokol”un 90. yıldönümü 26 Ocak
2013 tarihinde İstanbul’un Tuzla İlçesi’nde bir dizi etkinlikle anılacak.
Tuzla Sosyal
Dayanışma ve Yardım Derneği’nin organizasyonu, Lozan Mübadilleri Vakfı’nın
katılımıyla düzenlenen etkinlikler saat 12.00’de Atatürk Anıtı’na çelenk
koymayla başlayacak.
Saat
13.00’de de İTÜ Denizcilik Fakültesi
kampüsündeki tahaffuzhanede temsili mübadilleri karşılama ve denize çiçek
bırakma töreni yapılacak.
Aynı gün,
saat 14.00’de ise Cumhuriyet Caddesi’ndeki Tuzla Belediyesi Sanat Galerisi’nde
Mübadillerin İlk Durağı Tuzla fotoğraf sergisi açılacak.
Etkinlikler,
derneğin lokalinde Tuzla’daki mübadillerin geleneksel tatlısı zerde ikramıyla
sona erecek.
Tuzla’da bu
yıl dördüncü kez düzenlenen etkinliklere birinci kuşak mübadiller de katılacak.
İZMİR’DEKİ ETKİNLİKLER
İzmir’deki
90. yıl etkinlikleri 30 Ocak 2013 Çarşamba günü saat 11.00'de Lozan Mübadilleri
Vakfı (LMV) Ege Bölge Temsilciliği'nin organizasyonuyla Pasaport‘ta savaşlarda
ve göç yollarında yaşamını yitirenler anısına denize çiçek bırakılmasıyla
başlayacak. Aynı gün saat 14.00’de Alsancak Rotary Kulübü’nün Swissotel/Büyük
Efes Kongre Merkezi’nde düzenleyeceği Mübadele Gerçeği Paneli yapılacak.
Panelde Prof. Dimitris Kitsikis, Prof. Kemal Arı ve Yılmaz Karakoyunlu
konuşacak.
Ertesi gün
de saat 12.30’da yine aynı otelde LMV Genel Sekreteri Sefer Güvenç tarafından
mübadele süreci anlatılacak.
1 Şubat 2013
Cuma günü de saat 14.00’de Vasıf Çınar Meydanı’nda Mübadil Aileler Fotoğraf
Sergisi açılacak.



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder